Türkiye’nin bütünü farklıdır hem de çok farklı. Bu konuda Türkiye’de evlilikler birbirinden farklı gelenekleri ile hem çiftleri çıldırtmakta hem de tuhaf anların yaşanmasına sahne olmaktadır.

Evliliğin vazgeçilmezlerinden olan takı takma adeti özellikle yöresel adetlerin günümüzde daha çok yaşandığı küçük il ve ilçelerde halen uygulanmakta. O bana küçük mü takmıştı büyük mü? Para mı taksak altın mı? Hanım para yok düğüne gitmesek mi? Gibi sorular altında düğüne gidilir. Dans edilirken bir anda müzik kesilir ve takı takma başlar. Bazen saatler sürebilir. İnsanlar doğru anı bekler ve sırada ki yerini alır. Ha şimdi ha sonra derken hop altın takılmıştır.

Çeyiz sandıkları vardır bir de, kız tarafı ve erkek tarafı, birbirinden garip hediyeleri barındıran sandıkları ortaya koyar. Sanmayın içinden altın çıksın. Sandık herkesin gözü önünde açılır. Kim daha kaliteli atlet, çorap ve don kombinasyonunu yakaladıysa bu işten başarıyla çıkar.

Erkek kız tarafını baştan aşağı giydirir. Evet erkek tarafı altın yükü altında ezilirken, biri de çıkar derki ”Bu yetmez bizi giydirin.” ve erkek annesi ”Ne biçim aile bu boş ver evlenme resmen soydular bizi” der oğluna. Evet hazır değinmişken yazmadan geçmeyelim. Bu düğün olayı gerçekten de türlü dolandırıcılıklara sahne olur. Ülke de bu işin sektörü vardır. Uzun süredir evlenememiş saf oğlan, kadın tarafından hayatının aşkını bulduğuna inandırılır. Uzun süren birliktelikte hiç açık verilmez, hatta kadının sahte anne, baba,amca, dayı ve teyzeleri bile vardır. Önden bir altın alınır, depozite olarak, sonra esas altın toplama işi yapılır ve çete sırra kadem basar. Erkek yıkılır ama nafile, hayatının soygununu yaşamıştır. Geleneklerin başımıza açtığı dertlerden biridir bu ve sektöre katkısı büyüktür.

Kız alma, kapılar açılmaz. Kız tarafının kardeş ve kuzenleri için kaçırılmaz bir fırsattır bu. Kaz yolunmalıdır felsefesi ile işler ve çoğunlukla kazanan taraftırlar. Kimi muhafazakar yerlerde bu olay para ile kapatılır. Alkolün gırla gittiği şehirlerde ise şişe şişe viski ve rakı siparişi yapılır. Damat bunu kapıda teker teker dağıtır.

Birde batıl tarafı vardır bu işin. Kimi yörelerde ev kapılarına değişik türlü yağlar ballar sürülür. Hiç bir şey olmaz ama sürülür. Neden sürülür çünkü 1000 yıl önce biri sürmüştür, o kadar. İşte çoğu adet ve gelenek böyle başlar. Zamanında delinin biri kuyuya bir taş atmıştır.