Spor… Farklı milletlerden, farklı dillerden milyonlarca insanı bir araya getirebilen, insanları birbirine bu kadar kenetleyen başka bir neden bilmiyorum. Bir düşünsenize Antik Yunanda olimpiyatların tarihi MÖ 776’ya kadar dayanıyor. Spor, insanoğlu için ekmek kadar su kadar konuşmak kadar gerekli. Çünkü sporun tek amacı bizi sağlıklı kılmak değil. Sporun içinde rekabet, heyecan ve tutku var. İşte bu yüzden ondan vazgeçemiyoruz.

Çocukluk yıllarım aklıma geliyor da, 90’larda dünyaca tanınan Türk sporcuların sayısı çok azdı. Ata sporumuz olan güreşte Hamza Yerlikaya ve tabi ki halterde altın madalyaları bir bir toplayan Naim Süleymanoğlu. Fakat fanatiklerinin sayıları milyarları bulan futbolda ünlü bir Türk sporcu neredeyse yoktu. Neyse ki 2000’lerle beraber bu durum değişti. Artık dünyaca ünlü futbolcularımız var. Nihat Kahveci, Mesut Özil, Arda Turan ve Cenk Tosun. Nihat Kahveci’nin Ocak 2002’de Real Sociedad’a transfer oluşunu dün gibi hatırlıyorum.

Nihat Kahveci vs Real Madrid (Dünyanın En Pahalı Barajı)

La Liga 2004/2005 sezonu, yer Santiago Barnabeu, maçın 32. dakikası, Nihat’ın İspanyada’ki frikikleri rakipleri o kadar korkutmuştu ki Luxemburgo çözümü Nihat’ın karşısına dünyanın en pahalı barajını kurmakta buldu. O barajda kimler yoktu ki? Zidane, Figo, Roberto Carlos, David Beckham, Ronaldo.

Peki ya hanginiz Euro 2008’de Çek cumhuriyeti karşısındaki efsane geri dönüşü unutabildi? Nihat’ın attığı 2. gol bugün okullarda ders olarak okutulacak nitelikteydi. Peki bu başarının arkasındaki sır neydi? Cevabı çok basit, azim! Nihat ispanya’ya gittiğinde herkes yedek oturur diyordu. O ise takımın yıldızı olmak için sadece antrenmanlarda çalışmanın yetmeyeceğini biliyordu. Saha içinde daha iyi bir iletişim için ilk günden ispanyolca dersleri almaya başladı.

Peki ya Arda Turan? Onun için de aynı şeyler söylendi. O ise Atletico Madrid’e transfer olur olmaz antrenmanlarda şut tekniğini geliştirmek ve pas yüzdesini arttırmak için deyim yerideyse saatlerce mesaiye kaldı. Bu emeklerinin karşılığını da dünyanın en büyük kulübüne Barcelona’ya transfer olarak aldı.

Ünlü Türk sporcularının başarılarının ardında yatan sır da bu. Onlar asla pes etmiyor. 2003 Münih Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 1500 metrede Avrupa Şampiyonu olan Süreyya Ayhan, Yozgat’ın küçük bir köyünde doğup 2016 Rio Olimpiyatları’nda gümüş madalya alan Rıza Kayaalp’in de hayat felsefesi bu. Uyan, ayağa kalk ve asla pes etme.

Başarılı olmak istiyorsanız insanların dediklerine kulak asmayın. Sadece kendinize güvenin bir de azminize.